27 Ağustos 2013 Salı

Geçen hafta Sırra Kalem' in son dersinden bir öncekine katıldım. Konu makyajdı. Hanım kızımız bir güzel detaylar verdi ki eve gidip makyaj yapasım geldi. Neyseki sıcak bir İzmir akşamı beni bundan vazgeçirdi. Ama birkaç gün sonra derste bahsettiklerinden biri olan dudak kalemlerini almaya gittim. Ha çok mu makyaj yapan biriyim? Değilim! Ama olsun o malzemeler arada bir kullanmak için elimin altında olacak ya onun hazzı yetiyor. Evet bence makyaj bir haz ve ruh halinle ilgili. Bazen bazı şeyleri bastırmak için bazen aksine dışa vurmak için. Mesela neşeliyim ve bunu dışa mı vurucam, elim mor rujuma gidiyor. Ya da durgunum, o zaman ten rengime yakın bir ruju kullanıyorum. Ama illa ki likit eyeliner kullanıyorum, bu yüzden en sık aldığım makyaj ürünü likit eyeliner. Allığımı o kadar az kullanıyorum ki bitmek bilmiyor.
Neyse gelelim makyaj dersine. Sırra Kalem işinin ehli. Tekniği iyi biliyor, iyi de öğretiyor. Tabi dinlemek lazım, makyaj dersine gelip bişi anlamadan çıkan arkadaşlar da yok değildi :P Teknik dedim ya, mesela dudağımızı olduğundan dolgun gösterme ya da nasıl kedi gözü yapabiliriz ya da büyük burnu nasıl kamufle edebiliriz... Oho daha neler neler. Tabi bu kamufle etmeler, ön plana çıkaraıp geriye itmeler sadece ön profilden işe yarıyormuş. E o zaman neyledim ben o kadar uğraşı demedim de değil kendi kendime. İşin aslı iyi hissetmek ama bu iyi hissetmeyi maymuna dönmeden başarmak çok önemli. Tabii Sırra Kalem' in de dediği gibi doğala en yakın ürünleri kullanmak cilt sağlığı için önemli bir detay. Kendimizi iyi hissedeceğiz derken biricik cildimizi de pespaye ürünlerle yormamalıyız. Belki makyaj bloglarını kıskanıp ben de biricik makyaj malzemelerimi paylaşırım önümüzdeki günlerde.

23 Ağustos 2013 Cuma

Rutin

Kitap okuyorum, ingilizce çalışıyorum, kedilerle mutlu olup deliriyorum, sıcak gündüzlerde pencereleri açıp en esintili noktada oturuyorum, geceleri balkona çıkıp güzelim ay dolunay' ı izliyorum Dolunayın maviliği balkona doldukça huzur buluyorum. Yeni yemekler yapmayı öğrendim, bol bol çikolata ve drajelerden yiyorum, limonata yapmayı öğreniyorum, saçlarımı açık bırakıyorum toplamak istemiyorum, hergün yalan dünya izliyorum, bol bol fotograf çekiyorum, bişiler yaratmak istiyorum ama peşinden gitmiyorum.



27 Temmuz 2013 Cumartesi

Teras Cafe

Orda burda gördüğüm güzel defterleri alıp atıyorum çantama. Sonra öncelikle kullanmaya kıyamıyorum ya da ne yazacağıma karar veremiyorum. Böyle böyle birikiyor güzelim defterler.
Mesela bunlardan biri şu
Defterin kapağında Vincent Van Gogh'un Teras Cafe adlı resmi var. Ben bu Teras Cafe'ye yıllardır rüyalarımda giderim. O sokakta yürürüm. Cafe'nin turunca kahve zemimine adımımı atarken 'a gene Van Gogh'un kahvesindeyim' derim. Sonra o yuvarlak masalardan birine bacak bacak üstüne atararak oturur garsona bir kahve söylerim. Van Gogh'un koyu enerji dolu mavili göğüne bakar bir iç çeker mutlu mutlu muhteşem bir rüyanın içinde olmanın tadını çıkarırım. Froyd buna ne der bilmiyorum ama bu benim en en en sevdiğim rüyamdır. Bu yüzden bu defteri görünce dünyalar benim olmuştu. Fakat bu zamana kadar ona bişi yazmamıştım. Kıyamamıştım ona yazacak değerde bişi bulamamıştım.
Fakat birkaç gün evel bir e-posta aldım. Üniversitedeki konuşabildiğim hocalarımdan birinden. Bana dedi ki, bir akıl defteri tut, mesleki ya da meslek dışı konularda aklına ne geliyorsa yaz.
İşte o zaman Teras Cafe'ye yazabilecek değerde bişi bulmuş oldum. Onu akıl defteri yapacağım. Defterin onca zamandır bunun için beklediğini anladım, hissettim. İşte bazen beklemenin iyi yanları olabiliyor.
Ben şimdi o deftere yazdığım şeylerin araştırmasına koyuluyorum.
Cümlenize güzel haftasonları diliyorum

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Zamansızlık üzerine

Hani herşeyi beraber yapan sevgililer vardır ya, biz onlardanız. Bak şimdi kısa süreliğine de olsa gidince dım dızlak kaldım evde. Evleneli bir yıl 17 gün sevgili olalı 8 yıl 8 gün oldu. Mesela geçenlerde bir fotografa baktım, yıl 2008 ben 24 yaşındayım Allianoi' ya gitmişiz.
Zaman hızlı akıyor. Biz devam ediyoruz da bazı şeyler devam etmiyor.
Mesela Allianoi sular altında artık. Kurtarma kazısından neler kurtarıldıysa kurtarıldı ama çok daha fazlası sular altında kaldı. Ne için? Ömrü ne kadardır ki bir barajın... Ya tarihin?..
Mesela şimdi Gezi olaylarında öldürülen çocuklar, zamansızlar. Ben 80 yaşıma da gelsem isimlerini unutmayacağım mesela. Ve birçoklarımız unutmayacak. Ömürleri yaşlarıyla ölçülmeyecek. Bizi bir zaman sonra kimse hatırlamayacak ama tarih onları yazacak. Tıpkı Allianoi gibi Allianoi' yun Nympheleri gibi.

5 Haziran 2013 Çarşamba

Yılgınlık Yok

Herşey bir anda oldu. Bir anda kendimizi sokaklarda bulduk. İşe gider gibi ama sevdiğin bir işe gider gibi görevle gider olduk şehrin meydanına.
Bol bol fotograf, video var ama şimdi onları eklemeye zaman yok.
Yıllardır öteki sayılıp aşağılanan bir halkın isyanıdır şu günler.

26 Mayıs 2013 Pazar

Mis misss

Mayıs'ın 29' u doğum günüm. Hediyeler gelmeye başladı. Kıyafet, teknolojik şeyler, çanta vs vız gelir tırıs gider şu güzelim kitaplardan sonra. İşte benim güzellerim hanımlar beyler!